SİS Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid, Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid. Ey sahn-ı mezâlim…Evet, ey sahne-i garrâ, Ey sahne-i zî-şâ'şaa-i hâile-pîrâ! Ey kanlı mahabbetleri bî-lerziş-i nefret Perverde eden sîne-i meshûf-ı sefâhet; Hep levs-i riyâ, dalgalanır zerrelerinde, Bir zerre-i safvet bulamazsın içerinde. Örtün, evet, ey hâile… Örtün, evet, ey şehr; Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!.. SİSTE SÖYLENİŞ Birden kapandı birbiri ardınca perdeler... Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler? Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden? Benzetmek olmasın sana dünyâda bir yeri; Eylül sonunda böyledir İsviçre gölleri. Bir devri lânetiyle boğan şairin Sis'i. Vicdan ve rûh elemlerinin en zehirlisi. Hulyâma bir eza gibi aksetti bir daha; ― Örtün! Müebbeden uyu! Ey şehr! ― O beddua... Hüznün, ferahlığın bizim olsun kışın, yazın, Hiçbir zaman kader bizi senden ayırmasın. Aşağıdakilerden hangisi bu iki şiirin ortak yönlerinden değildir?
I. Çekerek dizlerinin üstüne bir eski aba, Sürünüp mangala yaklaştı bizim Seyfi Baba. ― Ihlamur verdi demin komşu... Bulaydık, şunu, bir... ― Sen otur, ben ararım... ― Olsa içerdik, iyidir... Aha buldum, aramak istemez oğlum, gitme... Ben de bir karnı geniş cezve geçirdim elime, Başladım kaynatarak vermeye fincan fincan, Azıcık geldi bizim ihtiyarın benzine kan. II. Şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak İlerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırakŞırak dövüp eziyor köhne teknenin şişkin Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümmid! Kenarda, bir taşın üstünde bir hayâl-i sefid Eliyle engini güya işaret eyleyerek Diyordu: “Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!” Bu iki şiir parçası için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Aşağıdaki şiirde "kar"a insan özelliği kazandırılmıştır. Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş; Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar Geçen eyyâm-ı nevbahârı arar... Ey kulûbün sürûd-i şeydâsı, Ey kebûterlerin neşîdeleri, O bahârın bu işte ferdâsı: Kapladı bir derin sükûta yeri karlar Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar! Buna benzer bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde yoktur?
Bana sor sevgili kâri’ sana ben söyleyeyim Ne hüviyyette şu karşında duran eş’ârım: Bir yığın söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu’ bilirim, çünkü, ne san’atkârım. Şi’r için “gözyaşı” derler, onu bilmem, yalnız, Aczimin giryesidir bence bütün âsârım! Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım! Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa; Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa. Mehmet Âkif Ersoy Bu parçaya bakıldığında parçanın şairi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Teyzeniz geldi, bu akşam, değiliz biz yalınız ( ) Sopa sağ elde ( ) kırık camlı fener sol elde; Boşanan yağmur iliklerde ( ) çamur tâ belde. Hani ( ) çoktan gömülen kaldırımın, hortlayarak; "Gel!" diyen taşları kurtarmasa, insan batacak ( ) Bu şiirde ayraçla gösterilen yerlere getirilmesi gereken noktalama işaretleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?