Gulliver, ailesine veda etti ve güney denizlere yelken açtı. Kendisini dünyanın en mutlu insanı olarak görüyordu. Ama onu bekleyen zorlukların hiçbirinin farkında değildi. O gece bir fırtına çıktı! Deniz öfkeyle kabardı ve dalgalar gemiyi vurmaya başladı. Gemi kısa sürede paramparça oldu ve battı. Gulliver boğulmaktan kurtulmak için yüzebildiği kadar yüzdü. Bu metindeki yer, zaman, kişiler ve olay aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
I. İhtiyarın çevresindeki askerler birbirine karıştı. Bir çığlıktır koptu. “Bey'e haber verin! Bey'e haber verin!” diye bağrışıyorlardı. İhtiyarın kollarına girdiler. Kuş gibi deniz kenarına uçurdular. Bir sandala koydular. Büyük bir kadırgaya çıkardılar. Askerin içinde onun kahramanlık serüvenlerini bilmeyen, ününü duymayan yoktu. II. Annem, yazın yine İstanbul'a gitti. Biz yalnız kaldık. Hasan'a ahır hâlâ yasaktı. Geceleri yatakta atların ne yaptıklarını, tayların büyüyüp büyümediğini bana sorardı. Bir gün birdenbire hastalandı. Kasabaya at gönderildi. Doktor geldi. “Kuşpalazı” dedi. Çiftlikteki köylü kadınlar eve üşüştüler. Birtakım tekir kuşlar getiriyorlar, kesip kardeşimin boynuna sarıyorlardı. Babam yatağın başucundan hiç ayrılmıyordu. Ill. Sofraya hep birlikte otururduk çocukken. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına ayakları altımıza alıp, yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak başköşede otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa babam çok kızardı. IV. Koca Ali, mescide girince her zamankinden fazla kalabalık gördü. Hep üç kandil yakılırken bu akşam ramazan gibi bütün kandiller yanmıştı. Daha namaz safları dizilmemişti. Kapının yanına çöktü. Yanında alçak sesle konuşanların sözlerine istemeye istemeye kulak kabarttı. Konya'dan iki garip dervişin geldiğini, yatsı namazına kadar Mesnevi okuyacaklarını duydu. Numaralanmış metinlerin hangisinde olayın geçtiği zaman belli değildir?