Sina ile tuz dağında, zeytin hakkında konuşuyorduk: Bir tek olsun zeytin yetiştirseydik bunca söz yerine! Suyun hakkı için ve kara gözlerinin hatırına, dilde çoğalan zeytin, tuza değil, ekmeğe değil söze kardeş duruyordu, rüzgâr bu akşama tuzdan bir sofra kuruyordu, söz ile zeytin arasında: Yoklukta buluşmanın güzelliği gibi duruyordu kardeşlik! Hiç kutsalınız yoksa kardeşlerinize bakın, kardeşlerim! Kardeşlik, yokluk kadar kutsaldır, onların bakışında zeytin, tuz onlar ağlayınca göl, gönül onlarda durduğu için dağ ve uzun çarşılı bir gülüşü var onlarla uzun bahçeli bir geçmişin.Diyebilir miyiz yokluğun çölü zeytinden ve bizden geçilmiyordu varlığımız, kardeşler: Yokluğunu yetiştirebilir miyiz geçip zeytinden? Bu şiirden yola çıkılarak Haydar Ergülen’in şiir anlayışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz ?
A) Şiirlerinde imge ve çağrışımlara yer vermiştir. B) Geleneksel olan ile çağdaş şiiri birleştirmiştir. C) İmla kurallarının ve klasik dize anlayışının dışına çıkmıştır. D) Yabancılaşma, hüzün, kardeşlik, sevgi gibi temaları işlemiştir. E) Redif, kafiye, ölçü gibi ahenk ve ritim unsurlarına bağlı kalmıştır.
Saf şiir, şiirde dili her şeyin üstünde tutmuş ve divan şiirinin biçimci yapısından da etkilenmiştir. Bu anlayışla yazılan şiirlerde ahenk, güzel ve etkili söyleyiş önemlidir. Bu şiir geleneğinde amaç, dilde saflaşmayı sağlayarak rahat söyleyişi bulabilmektir. Saf şiirde siyaset ve toplumcu görüşler şiirin dışında bırakılmıştır. Masal, rüya, mit, zaman gibi düşsel temaların yanı sıra aşk, ölüm, ayrılık, yalnızlık gibi bireysel temalar da bu şiirlerde sıklıkla işlenmiştir. Saf şiir anlayışının oluşmasında Fransız edebiyatında ortaya çıkan sembolizm akımının etkisi vardır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi sözü edilen anlayışla yazılmış bir şiirdir?
A) Bana sormayın böyle nereye Koşa koşa gidiyorum. Alnından öpmeye gidiyorum Evleri balkonsuz yapan mimarların. B) Üzümler yıldız gibi Su güldü bize Toprak güldü Bu yıl gökler yavuzdu Güzel gürledi Tarlalar beni bekler Varalım bağ evine C) Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak Ben aşkımla bahar getirdim sana, Tozlu yollarından geçtiğim uzak İklimden şarkılar getirdim sana. D) Bir serseriyim Bazen efendi hüviyetli Bilirsin kalbimdeki Hakikate köle olmak isteği. E) Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Bu memleket bizim! Bilekler kan içinde, dişler kenetli ayaklar çıplak Ve ipek bir halıya benzeyen toprak Bu cehennem, bu cennet bizim!
"Muhakkak ki şiirin öznesi olan ‘kurmaca ben’, şairin ‘gerçek ben’inden tümüyle bağımsız değildir. Mesela Ceyhun Atıf Kansu’nun ‘Kızamık Ağıdı’ adlı şiirinde konuşan, kişileştirilen ‘gamlı, donuk, kış güneşi’ dir. Ancak şairin bu şiirini besleyen asıl kaynağın çocuk doktoru olarak çalıştığı dönemdeki yaşantıları olduğu söylenebilir.” Şairle şiir arasındaki ilişkiyi bu şekilde değerlendiren bir eleştirmenin aşağıdaki metinlerden hangisini örnek olarak vermesi beklenir?
A) Bütün trenleri kaçırdın, Acıklı bir roman gibisin şimdi. İşte milyon insanda milyon yürek Senin için çarpar mı biri? Karanlık kış günü akşam üstü Dost diye sokaklarda kendini ara, Sevdalı kimsesiz sarhoşlar gibi Sarıl gizlice ağaçlara. B) Ve saçlar çizelim, bulutlar, Türküler, masallar gibi, Hepsinin üstüne sonra Kocaman bir insan yüreği. Öyle bir yürek ki sevgiyle Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun, İsterse ondan sonra Bütün şairler ölsün. C) Kederlendiğim günler olmuş Naçar dolaşmışım sokaklarında, Sevinçli günlerim olmuş Başım havalarda gezmişim. Bağrımı açıp ılgıt ılgıt Esen serin rüzgârlarına, İlk defa kıyılarından Denizi seyretmişim. Issız çorak ovalarında D) Bir gece habersiz bize gel Merdivenler gıcırdamasın Öyle yorgunum ki hiç sorma Sen halimden anlarsın Sabahlara kadar oturup konuşalım Kimse duymasın Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız Dokunarak uçalım. E) Sevda mı, umut mu, arkadaş mı, Anılar mı? Nerde... Ölüm mü? Doğduğun günden beri Ardından gezer caddelerde.