YOLUMUZDAKİ ENGELLER
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş. Kendisi de sarayın penceresinden taşın olduğu yeri izlemeye koyulmuş. Ülkenin en zengin tüccarları, en saygın kervancıları, saray görevlileri taşın olduğu yoldan gelip geçmişler. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Saraya gelenlerin pek çoğu, saraydaki görevlileri,
– Bu ne densizliktir! Bunca görevli var, hiçbiri de yolun ortasındaki şu taşı kaldırmamış, diyerek eleştirmiş. Kimileri de ağızlarının içinde,
– Bu nasıl bir padişahtır? Halktan bunca vergi alıyor ancak yolun ortasından bir taşı bile kaldırtmıyor, diyerek padişaha söylenmiş.
Vakit öğlene yaklaşırken bir köylü çıkagelmiş. Saraya meyve ve sebze taşıyan bu köylü, yolun üzerindeki taşı görmüş. Kendi kendine “Bu taşın burada ne işi var, insanlara engel oluyor.” diye söylenmiş. Hemen sırtındaki meyve ve sebze yüklü küfeyi yere indirmiş. Taşı yerinden iteklemeye çalışmış ancak taş oldukça ağırmış. Bu kez iki eliyle asılmış taşa. Var gücüyle taşa yüklenmiş. Yavaş yavaş da olsa taşı kenara iteklemeyi başarmış. Kan ter içinde kalan köylü küfeyi sırtına yükleneceği sırada yerde bir kağıt ve bir kese görmüş. Keseyi açıp bakmış, kese altın doluymuş. Köylü heyecanlanmış, hemen yerdeki kağıdı eline almış ve kağıtta kral tarafından yazıldığı belirtilen notu okumuş: “Bu altınlar, bu kayayı yoldan çekene aittir.”
Köylü, altın dolu keseyi sevinç içinde bağrına basarken kral, köylünün bu sevincine sarayın penceresinden gülümseyerek ortak olmuş.
Bu metinle ilgili olarak,
I. Olay örgüsüne dayalı bir anlatım yapılmıştır.
II. Yer, kişi ve olay unsuruna yer verilmiştir.
III. Öğretici bir metinden alınmıştır.
IV. Olaylar, 1. kişi ağzından anlatılmıştır.
yargılarından hangileri yanlıştır?