Her doğruyu söylemeye gelmezmiş, birtakım doğruları yaymamak, çokluktan, toplumdan gizlemek gerekmiş. Peki ama bir doğruyu söylemek, gizlemek, yayılmasını önlemeye çalışmak o doğrunun ye rinde duran yalanı sürdürmek demektir. Yalanın yalan olduğunu bilerek sürdürmeye hakkınız var mıdır? Bu yalanlar kutsalmış, onlara dokunmaya gelmezmiş. Bir şeyin yalan olduğunu anladık mı kutsallığına inanmıyoruz demektir; bunun için “kutsal yalan” sözü bir şeyin hem köşeli hem de yuvarlak, hem katı hem de biçimsiz olduğunu söylemek gibi bir saçmadır. Ama duygularını birer düşünce saymaktan çekinmeyenler böyle saçmalarla kolayca bağdaşabiliyor.
Birtakım doğruların gizlenmesi gerektiğini ileri sürmek eski kibarlık, asillik, aristokrat düşüncenin bir kalıntısıdır. Bir yanda büyükler, kibarlar var, onlar doğruları bilirler, onların bilmesinden bir kötülük gelmez; ama küçüklere, kibar olmayanlara, kölelere sakın açmayın! Öyledir kişioğlu; kendisi için illa birtakım ayrıcalıklar ister. Eski dünyanın kibarlığı, aristokratlığı yıkıldı ama onun yerine aydınlar türedi…
Bir kişi olarak ilk ödevimiz, yalan olduğunu anladığımız düşüncelerden benzerlerimizi yani bütün kişileri kurtarmaya çalışmaktır.
(1, 2 , 3 ve 4. soruları metne göre yanıtlayın.)
Metin için en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?